-???-
DİASPORA HABERLERİ > SOYKIRIM MÜZESİ
BİR BAŞKA BÜYÜK TEHLİKE: WASHINGTON'DA "ERMENİ SOYKIRIMI" MÜZESİ..
Ermenilerin Washington'un göbeğinde bir "ERMENİ SOYKIRIMI MÜZESİ"açmak üzere olduğunu biliyor muydunuz? Daha da önemlisi, bu müzenin gerçek önemini görüyor muyuz?
AAA (Amerikan Ermeni Asamblesi) Genel Başkanı Van Krikorian , ve ANI (Ermeni Milli Enstitüsü) Yönetim Kurulu Başkanı Robert Kaloosdian, hemen Amerika'daki Ermeni toplumuna verdikleri ortak demeçlerinde bu Ermenilere şu haberi verdi:
" AAA ve ANI ve de mutlaka tüm Ermeni-Amerikalı toplumu, Ermeni soykırımının şehitleri ve kazazedelerine verdikleri bu meşakkatli ve kahramanca önderliklerinden dolayı,bu önder vizyonerlerini sonsuza kadar unutmayacaklardır".
Binayı Ermenilere satmakta ilk önce nazlanan Mr. Loeb-Picard da ekledi: "Bu çok sevdiğim binamı böyle onurlu ve kutsal bir amaca hizmet için sattığımdan dolayı büyük sevinç duyuyorum".
Bu müze yakında tamamlanıp hizmete girdiğinde aynı zamanda Ermeni Milli Enstitüsü'nün de (AAA / Armenian Assembly of America / http://www.aaainc.org/ ) genel merkezi olarak kullanılacak.
Neler mi olacak bu müzede?
Tüm dünya öncü müzelerinde olduğu gibi, Ermeniler'in "soykırımı" derdine yönelik güncel tartışmaları örgütleyerek geniş bir gönüllü ve destekçi ağına sahip olmak bu müzenin en önemli kuruluş sebebidir. Bu müze, Amerika'daki daha geniş çocuk, genç ve yetişkin nesillerinin beyinlerinin daha az bir çaba ile kolayca yıkanabilmesinin yatırımlardan birisidir.
Neler olacak bu müzede? ( http://www.armenian-genocide.org/photointro.html ) Yollarda perişan sürülen aileler, kamplarda cenaze törenleri, Suriye çöllerinde Ermeni çadır kampları,ölü çocuk ve bebeklerin terk edilmiş cesetleri, öldürülmüş ve yol kenarlarına bırakılmış erkekler, bir kapı girişinde ölen bir çocuk, evsiz bir aile, kimsesiz üşüyen yetim çocuklar, birbirlerinin saçalarından bit temizleye çalışan kadınlar, asılmış insan resimleri, Fırat nehrinde çamaşır yıkayan kadınlar, bol bol kafatasları, açlıktan ölen çocuk resimleri.
Giriş kapısının hemen üstünde göreceğiniz Hitler'in "Kim hatırlar Ermeni soykırımını? " sözde söylemi levhasını geçtikten sonra, istemediğiniz kadar ölü Ermeni resmi, Türkleştirilmek için toparlanan Ermeni çocukları, istemediğiniz kadar yaşlı Ermeninin "Türkler bizi söyle kesti, tecavüz etti, Ermeni kadınlarının memelerini kesti, söyle işkenceye tabi tuttu" filmleri olacak bu 20.000 metre kare kullanım alanı olan binada.. Tabii, bunların hepsi ışık gösterileri ve acı acı çalan, mey icraları ile olacak. Birçok Ermeni lobisi ve Ermeni davası destekçilerinin genel isteği çerçevesinde de müze binasının önünde ve içinde soykırımına uğradığı iddia edilen bir buçuk milyon Ermeni'nin isimleri duvarlara yazılacak.
Washington sözde Ermeni soykırımı müzesi en son gelişmeleri:
Amerika Ermeni Asamblesi (AAA)'nın yaptığı yeni yaptığı bir açıklamaya göre, Washington'da inşaatı hızla devam eden "Ermeni Soykırımı Müzesi" ile ilgili olarak, Washington müze dekorasyon ve planlama şirketleri ile kontratlar imzalanması safhasına gelindi.
Müze yöneticileri müzenin 1. etap planlaması kontratını ünlü Gallagher & Associates ( www.gallagherdesign.com ) şirketine verdi. Müze planlama, dizayn, öğrenim merkezleri, ve ziyaretçi merkezleri konularında geniş özgeçmişi ve tecrübesi olan Washington merkezli Gallagher & Associates, Virginia eyaletindeki Jamestown'daki İlk Amerikan Yerleşim Merkezi projesi, Amerikan bağımsızlık savaşı sırasında Pennsylvania 'da tarihe geçmiş Gettysburg Milli Muharebe Alanı projesi, ve 1969 Woodstock Müzik Festivali'nin yeniden inşasının ses ve görüntü projelerini geçmişte hayata geçirmişti. Ayni şirket ABD Milli Arşivler Dairesi'nden aldığı bir kontratla Washington'daki Amerikan Tarihi Dökümanları Müzesi, Başkan Woodrow Wilson'ın Cumhurbaşkanlığı Müzesi'ni, ve de daha önemlisi olarak Kanada'daki Soykırımı Müzesi'ni hayata geçirmişti.
Washington Ermeni Soykırımı Müzesi 1. etap planlaması çerçevesinde, satın alınan tarihi binanın restorasyonu da Ermeniler tarafından Martinez & Johnson Architecture ( www.mjarchitecture.com ) isimli şirkete verildi. Bu şirketin geçmiş başarıları içinde de şunlar var: Amerikan Barok mimarisinin şaheserlerinden tarihi Boston Operası'nın restorasyonu, Ablan Kuleleri'nin restorasyonu.
Tarihi, kültürel, ekonomik ve lobicilik bağlamında değerleri anlaşılmayan müzeler Türkiye'de sadece turistlerin ziyaret ettikleri tozlu yerler kapsamında genel olarak algılanmakta iken, Batı dünyasında ve özellikle Amerika'da, eğlence merkezleri olarak düzenlenen müzeler, ekonomik katma değerleri başta olmak üzere, diğer tüm özelliklerinden tümü ile faydalanılmakta olan canlı iş yerleridir.
Şimdi yine kimisi çıkıp "müzeden ne zarar gelecek bize canım?" diyebilir . Bu nedenle geliniz Türkiye'de müze nedir, Amerika'da müze nedir, inceleyelim.. Ardından da Ermeni müzesinin ileride açacağı izi silinmez yaraları gözden geçirelim.
Türkiye'de müze nedir?
Türkiye'de müze nedir? Çoğuna göre turistlerin gittikleri tozlu yerler. Müze ziyaretçilerinin çoğu için de, ha bir tarih hazinesi arasında dolaşmışlar, ha sokakta gezinmişler, pek bir fark yoktur. Çünkü seyrettikleri binlerce eser hakkında bilgi alma imkanları yoktur, müze küratörlerü yoktur, yanda duran Japon gurubunun rehberine bir iki kaçamak soru sormak istersiniz.. adam meşgul.. gezilen yerlerde broşür yoktur, açıklayıcı filmler yoktur. Yok oğlu yoktur. (Bunlara, "aman sen de! Ne çok şey bekliyorsun?" diyebileceklere Amerikan müzelerini.. örneğin Dallas'taki John F. Kennedy Müzesi'ni gezmeleri önerilir). Müzeden çıkan veya müzeye gitmeden evvel kendisini bir öğrenci gibi imtihanlarına hazırlayan vatandaşı sorguya tutsanız, ne gördüğünü saptamak üzere? Herhalde tutmasanız daha iyi olur. Türkiye'de müzelere gidenlerin büyük bir çoğunluğunun müzeye ait tek anıları, ellerinde tutup da "atayım mı yoksa hatıra mı kalsın?" diyerek karar veremeyip birbirlerine sordukları, bilet koçanlarıdır.
Ama Amerika'da müzeler eğlence merkezleridir. Çoğunun içinde çocuk bakım kreşleri, alış veriş reyonları vardır. Tüm eserlere bir rehber küratör tarafından refakat edilir. Washington müzeleri örneğin Washington'u Washington yapan sebeplerin basında gelir.
Washington'da açılacak Ermeni Soykırımı Müzesi Türk milletinin, Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın en büyük talihsizliklerinden biri olacaktır.
Bu tehlikenin, bir çok başka konu gibi Türkiye'de tam olarak algılanamaması ve önlemlerinin alınmaması düşünülemez.
Bu nedenle, tehlikenin Türkiye'de anlaşılacak şekilde anlatılması çok büyük önem taşır.
Bu görevi yerine getirirken de, ABD'de yeni açılacak olan Ermeni müzesini, elle tutulabilir, görülebilir, hissedilebilir taraflarını kamuoyunun gözleri önüne sermek gereklidir. Aksi takdirde bu yeni bir Ermeni müzesi yapılanması Türkiye'deki zihinlerde abstrakt bir olgu olarak kalacak ve bu olaya karşı Türkiye'de bir duyarlılık yaratılması son derece güç olacaktır ve göz göre göre, Ermeniler bize karşı, telafisi mümkün olmayan bir başka gelişme kaydedeceklerdir.
"Amerikalılar müzeciliği nasıl yapıyor" ve "Ermeniler müzeciliği aleyhimizde nasıl kullanmayı planlıyor"a geçmeden evvel işte Türk müzeciliği ile ilginç bilgiler:
1. LÜZÜMSUZ YERLER; MÜZELER: Türkiye'de bir çoğuna göre müzeler "sadece turistlerin gezdiği yerlerdir". Aslında bu saptamalarında haksız da değillerdir. Eğitimli eğitimsiz, bir çok insan sık sık müzelerin öneminden söz etseler de, heykel, sikke ve bilumum eski eser arasında sıkıntı ile gezmek kendilerini sıkar. İzmir Ahmet Priştina Kent Müzesi eski müdürü Fikret Yılmaz aynı konuyu şöyle yorumluyor: "Buz gibi sessiz bir salona giriyorsunuz. Karşınızda bir heykel. Altında da "Roma Dönemi erkek heykeli" yazıyor mesela. Eee, diyorsunuz, ama gerisi yok." Sonuç olarak da Türk insanı için bir müze gezmekle sokakta dolaşmak arasında pek bir fark kalmıyor. Kısacası müzeler şimdiki halleri ile Türk milletine hiç ama hiçbir şey ifade etmiyor ve müzeler sadece çocuklukta okula gitmek zorunda olmadığımız günleri hatırlatan tatlı anılar olarak hafızalarımızda kalıyorlar ve de toplum olarak kültürel yaşamımızın marjinal kurumları olmaya devam ediyorlar.
2004 yılı yerli ve yabancı ziyaretçi sayıları İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi 1.443.436, Ayasofya Müzesi 707.963, İstanbul Arkeoloji Müzesi 124.000, İslam Eserleri Müzesi 75.000 ziyaretçi şeklindedir. Bunların yanında Londra'da British Museum'u 4.8 milyon kişi ziyaret etmiş, Imperial War Museum'u 2 milyon kişi, Manchester'deki Museum'of Science and Industry'i 500 bin kişi ziyaret etmiştir. İşte tüm bu nedenlerden dolayı Ermeni müzesinin gelecekte Türkiye'ye getireceği zararlarını toplumumuza anlatmak daha da güçleşiyor.
2. ÇELİŞKİLİ MÜZELER: Topkapı Müzesi müdürü Sayın Prof. İlber Ortaylı bir yandan, "Çocuklarımızın müzeleri, arkeoloji ve sanat tarihini sevmesini sağlayacak pedagog mihmandarlara ihtiyacımız var, turist rehberlerinin yanında böyle bir grubun varlığından pek söz edemiyoruz, oysa bir an önce faaliyete geçmeliler." diyor. Ancak bir yandan da: "Müzelere ziyaretçi kısıtlaması uygulanmalıdır, bu sorun sadece bizde değil, bütün dünyada var, bazı müzeler bu kadar adam alamaz artık, dünyadaki birçok müzede ziyaretçi azaldı ve Türkiye'de de bunun yapılması gerekiyor kapasitelerimiz dar, dünyadaki birçok müze artık ziyaretçi sayısını azaltma yoluna gidiyor, kapatıyor kendini, Kremlin müzelerinde böyle bir tahkimat var, bizde de yapılması lazım, çünkü buraya (Topkapı Sarayı) bazen aynı anda 15 bin kişi giriyor, bu kadar kalabalığı ağırlayamayız, müzeye gelenler çoğunlukla ne için geldiğini ve neyi göreceğini bilmiyor, bir gurup kalabalık bir çini vazoyu kırdı, rehber eksiği var, kadrolu rehberlerimiz yok, gönüllü rehber teşkilatını kuramadık, rehbersiz gezileri için de küçük yayınlar hazırlanması gereklidir, yerli ziyaretçiler daha çok kutsal emanetlere ilgi gösteriyor ve yabancı ziyaretçiler ise fazla bir şey bilmeden geliyorlar" diyor.
En az Osman Hamdi bey kadar değerli tuttuğumuz İlber hocamıza iki konuda da, Nasrettin hoca gibi "haklısınız" diyoruz. İlber hocamız, içinde hep çağlayanlar coşan, Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük bir değerlerden biridir ancak kendisine sunulan imkanlar maalesef yetersizdir.
3 . BOŞ MÜZELER: Müzelerin amacına hizmet edebilmesi ve yaşayabilmesi için ziyaretçisinin de çok olması gerekiyor.
Arkeoloji müzeleri başta olma üzere müzelerimiz az biliniyorlar. Ziyaretçileri de yok denecek kadar az. Örneğin Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1241 yılında Konya`da yaptırılan Sırçalı Medrese 1960 yılında mezar anıtları müzesine dönüştürülmüş ve Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılara ait mezar taşları sergilenmek üzere buraya taşımışlar. Ancak 300'den fazla mezar taşının sergilendiği bu müze, kuruluşundan bu yana, girişin ücretsiz hale getirilmesinden sonra bile rağbet görmemiş ve müzeyi son beş yılda ancak 2 bin kişi gezmiş.
Yine bedava giriş uygulamasının başlatıldığı ve 53 bin eserin bulunduğu Antalya müzesini ilk 3 aylık dönemde ücretsiz gezen yerli ziyaretçi sayısı 347 olmuş.
İstanbul Resim Heykel müzesi günde 20 ziyaretçi için "iyi bir sayı" diyor.
En çok ziyaret edilen müzeler birkaç bir milyondan fazla ziyaretçi toplamakta iken geri kalanların büyük bir bölümü boş gibidirler. Dolayısı ile Türkiye kişi başına düşen yıllık müze ziyaret sayısı olarak uluslararası istatistiklerde çok arka sıralardadır. 2005 yılında 198 bin ziyaretçi kabul eden Arkeoloji Müzesi Müdürü Karamut, Paris'teki Louvre Müzesi'nin yıllık ziyaretçi sayısının 8 milyon olduğunu hatırlatmaktadır.
4. TÜRKİYE'DE MÜZELERİN KADERİ: Bir müzenin amacına hizmet edebilmesi ve ayakta kalabilmesi için ziyaretçi sayısının da çok olması gerekmektedir. Gerekmektedir de, bu noktada müzelere de önemli görevler düşmektedir.
Acaba müzelerimizin popüler uğrak yerleri olmamalarının tek sebebi insanımız mıdır? Bunun bir başka ve çok önemli bir nedeni de yerinde sayan müzeler ve müzecilik anlayışımız ve müzelere insanları çekici çalışmaların yapılmayışları da olamaz mı? Örneğin, dünya bilgisi ve genel kültür seviyesi Türkiye insanından hiç de fazla olmayan Amerikalıların müze düşkünlüğünün tek sebebi kültürel seviyelerinin çok gelişmiş olması mıdır? Hemen cevaplayalım, hayır. Çünkü Amerika, müzeleri birer dershane olmaktan çıkarmış ve eğlence merkezleri haline getirmiştir.
5. DÜNYA ARTIK KENT MÜZECİLİĞİ ÇAĞINA GEÇMİŞTİR: Ermeniler'in şimdiden anlayıp diaspora çalışmaları adına geliştirdikleri kent müzeciliği kavramı henüz bilinmiyor ve tesadüfen uygulandığı yerlerde ilgi çekiyor.
Örneğin hiçbir antik tarih veya arkeolojik değer, olmayan Bodrum'daki Zeki Müren Müzesi`ne her gün yüzlerce ziyaretçi geliyor!! Neden? Son yıllarda açılan Koç, Sabancı ve Pera gibi özel müzeler ve sergiledikleri eserler umulmadık şekilde ilgi görmekteler.
Bakıyorsunuz, bu müzelerin yöneticileri de kamudaki görevinden ayrılmış kişilerden oluşuyor. Demek ki başarısızlık direkt olarak yöneticinin kendisinden değil kendilerinin yetki, imkan ve denetlenmelerinden kaynaklanıyor. Kendilerine imkanlar verilen ve aynı zamanda da başarı denetlenmesine tabi olduklarını bilen yöneticiler başarılı da oluyorlar.
Özel müzeler rekor seviyede ziyaretçi kabul ederken devlet müzelerinin sinek avlayışları en çok İstanbul'da belirginleşmekte.. Yine, Bursa'daki Kent Müzesi iki yılda 600 bini aşkın ziyaretçi çekmiş. Ancak bu başarı aynı zamanda, burada düzenlenen geçici sergiler, kurslar, festivallerle de direkt olarak ilgili görünüyor.
Kent müzeciliğine geçişte çok gerilerde kalan Türkiye, örneğin Denizli'de bir tekstil müzesini, Antalya'da bir turizm müzesini, Malatya'da bir İnönü müzesini, Bolu`da bir Türk mutfağı müzesini, Iğdır'da bir Nuh'un Gemisi müzesini, İstanbul'da bir moda müzesini hayata geçirememiştir
6. YAĞMALANAN MÜZELER: Türk müzeleri yağmalanmış ve yağmalanıyor. Birçok müze kendilerine teslim edilen koleksiyonların korunmasında bile zorlanmakta.
Hırsızlar Topkapı Sarayı'ndaki Bağdat Köşkü`nün arkasında bulunan mühürlü müze deposuna güpegündüz girmişler. Üçü tuğralı dört hat levha, iki şal, iki tuğra ve bir ahşap paravan parçası olmak üzere 9 parça tarihi eseri çaldığı belirlenmiş.
Depolarda alarm ve güvenlik kamerası bulunmadığı tespit edilmiş, Hırsızlar o kadar rahat hareket edebilmişler ki soygun sırasında içtikleri sigaraların izmaritleri bulunmuş. 1999 ve 2001 yıllarında da yine Topkapı'da hırsızlık olayları yaşanmış.
Alman Komutan Otto Sanders'in Conkbayırı'nda gösterdiği başarıdan dolayı Atatürk'e hediye ettiği ve bugüne kadar Anıtkabir`de olduğu düşünülen altın saat "kayıp"mış.
Karun Hazinesi'ne ait kanatlı denizatı biçimindeki Uşak Arkeoloji Müzesi'nden çalınan altın broş, sahtesi ile değiştirilmiş.
Kahramanmaraş Müzesi'nde 545 adet gümüş sikkenin sahteleriyle değiştirildiğinin ortaya çıkmış ve müze ziyaretçilere kapatılmış. ( 6 Ağustos 2006)
7. ALT YAPISIZ MÜZELER: Temizlik, havalandırma ve tuvaletler müze ve ören yerlerinin sorunları olmaya devam ediyor. Nedense hep "bakımda" olan tuvaletler bir türlü onarılamıyor, turizm sezonu başlamadan yapılması gereken tadilat işleri hala sürüyor. Topkapı Sarayı Müzesi'nde sadece girişte ve içerde iki noktada tuvalet bulunuyor; tuvalet kuyruğu hiç eksik değil, ve tuvaletleri temiz bulmak da mümkün değil. Öte yandan kültür turizminin merkezlerinde hediyelik eşya ve mağaza sorunları da var. Birçok uygun bir satış mağazası yok ya da yetersiz. Bahçeleri çöplük haline gelmiş ören yerleri, zarar görmüş mozaikler, açık yerlerden giren kuşların bıraktığı pislikler, çatlamış duvarlar ve dökülen boyalar ve personel yetersizliği müze sorunları olmakta devam ediyor. Örneğin Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, Selçuk'taki Efes Antik Kenti ve Efes Müzesi de zaman zaman ziyarete kapanma noktasına gelmiş.
Peki, Amerika'da müze nedir?
Yukarıda Türkiye'de genel anlamda müzelerin ne anlama geldiğini ve bugünün müzeciliğini ana hatları ile değerlendirdik.
Türkiye, Türkiye'nin manevi duruşu, Türkiye'nin onuru,ve gelecekteki Türk Amerikan ilişkileri adına, Amerika'da açılacak bir Ermeni soykırımı müzesinin ne anlama gelebileceğini açıklayabilmek adına da iki konuya değinmek gereklidir.
Bunlardan birincisi, Amerika'da müzeciliğin genel anlamdaki inanılmaz boyutları olup, ikincisi Washington'daki Yahudi Soykırımı Müzesi'nin temel özellikleri ve müze aracılığı ile Yahudilerin Amerika'da elde edebildikleri ek destektir.
ABD'de müzeler
ABD'de müzelerin bir endüstri haline geldiğini söylemek mümkündür.
ABD'deki müzelerin en büyük özellikleri pazarlama faaliyetinin sonucunda kendilerini periyodik aralarla yenilemeleridir. Müzelerde klasik parçaları sergilemek haricinde müze ziyaretçisini artırmaya yönelik özel programlar da yapılıyor. Özel program ve sergileri görmek amacıyla gelenler aynı zamanda müzeyi de geziyorlar. Müzenin mağazalarında çok çeşitli ve yaratıcı hediyelik eşyalar da satılıyor. Müzeler çoğu kez söyleşiler, film gösterimleri, konferanslar gibi etkinlikleri içinde barındırıyor.
"Çocuğum var, müzeye gidemem" mi diyorsunuz? Aynen İstanbul'da IKEA'nın yaklaşımı ile nasıl alış verişe gidenler çocuklarını alış veriş merkezinin bakım evlerine bırakabiliyorlarsa, Amerikan müzelerinin bir çoğunda da çocuğunuzu ücretsiz kreşlerde profesyonel bakıcılara emanet edebiliyorsunuz. Amaç sizi müzeye çekmekse, önünüzdeki tüm engeller kaldırılıyor.
"Ben o müzeye gittim, bir daha neden gideyim mi" diyorsunuz? O zaman da müzeyi her iki yılda bir baştan aşağıya yeniden düzenliyorlar.
Sergilerin yenilikleri sadece fısıltı gazetesine emanet edilmiyor ve aynen bizdeki genel seçim zamanı parti ilanları gibi afişler, gazete, radyo, televizyon ilanları ile ilan ediliyor. Evinde oturup " bu hafta sonu ne yapsam?"diye düşünen aileler mutlaka müzeleri listelerine ekleyebiliyor. Ve çocuklarını müzelere yaka paça götürmek zorunda da kalmıyorlar. Çünkü onlar da eğlence dolu bir yere gideceklerini biliyorlar.
Bundan 30-40 yıl öncesine kadar Amerika'daki müzelerde de eserler odak noktasıyken, sonradan insan odaklı yeni bir yaklaşım başlamış. Bu yeni yaklaşıma göre de tabii ki müze içindeki eserler sergilenecektir ancak asıl odaklanılan şey artık müze ziyaretçilerinin bilgilendirme sürecinin daha akılda kalıcı bir şekilde yani, eğlenceli bir şekilde yapılabilmesidir.
Bu nedenle de müzelerin, insanlara sıkıntı verecek yerler olmaması, bizdekinin aksine tuvalet ve havalandırma gibi temel ihtiyaçlar konularını mutlaka aşmış ve konforlu yerler olmasına büyük önem veriliyor.
Müze sergilerinin genel kavramlarının anlatılması küratörlerine düşmektedir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda küratörlük özel bir eğitim ve deneyim sürecini gerektirmektedir
Ancak bu başarı, aynı zamanda burada düzenlenen geçici sergiler, kurslar, festivallerle de direkt olarak ilgili görünüyor. Durmadan yeniden örgütlnmekte, koleksiyon kapsamlarını, etkinlik çerçevelerini yeni baştan düzenlemektedirler. Müzenin içinde çeşitli geçici sergiler, konserler organize ediliyorlar.
Washington'daki Yahudi Soykırımı Müzesi ve Ermenilerin yaklaşımları
Washington'da en fazla ziyaretçi çeken yerlerin başında 2. Dünya Savaşı süresince 6 milyon Yahudi'nin öldürülüşü anısına yapılan Yahudi Soykırımı Müzesi geliyor.
1993 yılında açılan soykırım müzesi bugüne kadar aralarında dünya liderinin de yer aldığı 23 milyonu aşkın ziyaretçiye kapılarını açtı. (Ermeni müzesi merakları devlet büyüklerime duyurulur!) Müzeyi ziyaret edenler burayı başkentteki en etkileyici yerlerden biri olarak tanımlıyor. Müze direktörü Sara Bloomfield'a göre müze, insanlık tarihinin yanı sıra Amerikan tarihi ve insan doğasını da yansıtmayı amaçlıyor. Bloomfield ayrıca, ziyaretçilerin burayı gördükten sonra dünyaya karşı bireysel sorumluluklarını daha fazla düşündüklerini söylüyor. 1993 yılından bu yana 85 uluslar arası devlet büyüğü ve, 8 milyon okul çocuğun da aralarında bulunduğu tam 25 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş olup müzenin web sitesi sadece 2006 yılında, 100 değişik ülkeden 15 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiştir
Müzeyi ziyaret edenler 2. Dünya Savaşı döneminde yaşananları; Nazi Almanya'sının yükselişini; savaşı ve sonrasını adeta yeniden yaşıyor. Müzenin arşivinde Almanlara ait soykırımını gösteren milyonlarca fotoğraf, belge ve yazılı metin var.
Müzenin amaçlarından biri, olaylara istatistiksel bakmak yerine, yaşayanların gözünden, bireyleri ön plana çıkararak o günleri anlatmak. Her oda da farklı bir hikayeye tanıklık eden ziyaretçiler soykırımın dehşetini yakından görebiliyor. Örneğin bir duvarın tamamını kaplayan fotoğraflarPolonya sınırında yaşayan Yahudilere ait.
Müzenin içinde sergilenen belge ve eşyaların söz yada görüntünün ötesine geçmeyi tasarlıyor ve insanlara geçmişte yaşananları gösterip bugün aynı kötülüklerin yaşanmasına engel olmalarını sağlamaya çalışıyor.
Ermeni müzesinin yönetici kurulları Yahudi Soykırım Müzesi ile iletişim içinde bulunmayı kendi gelecekleri açısından faydalı bulmuştur. Yahudi desteğinin sağlanması, hem de müzenin tecrübelerinden yararlanmak ve hem de ABD kamuoyunda Yahudiler'in desteğinin yaratacağı yankı adına önemli bir gelişmedir.